Umarım Hidayet takımda kalır. Hido, eğer bunu izliyorsan lütfen takımda kal. Orlando'daki herkes seni seviyor, biz seni seviyoruz. Buralara kadar gelişimizin en önemli sebeplerinden biri sensin.
Orlando Magic etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Orlando Magic etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Temmuz 2009
dwight'tan mesaj var
Dwight Howard, Hidayet Türkoğlu'nun takımda kalmasını istiyor. Neden istemesin ki, ligin en çok alley-oop yapan ikililerinden biri Hido&Dwight ikilisi. Dün Atlanta'da WNBA maçı izlemiş DH12. Bakın Hido için ne diyor:
Umarım Hidayet takımda kalır. Hido, eğer bunu izliyorsan lütfen takımda kal. Orlando'daki herkes seni seviyor, biz seni seviyoruz. Buralara kadar gelişimizin en önemli sebeplerinden biri sensin.
Umarım Hidayet takımda kalır. Hido, eğer bunu izliyorsan lütfen takımda kal. Orlando'daki herkes seni seviyor, biz seni seviyoruz. Buralara kadar gelişimizin en önemli sebeplerinden biri sensin.
Etiketler:
Dwight Howard,
Emil Zatopek,
Hidayet Türkoğlu,
NBA,
Orlando Magic
16 Haziran 2009
şapkadan çıkan "on" numaralar...
Sezon başında kimse onların buraya geleceğini tahmin etmiyordu. Kendileri de pek tahmin etmiyordu. Çünkü geldikleri yol oldukça zorluydu. En iyi seviyeye çıktıkları dönemde nelsON'u sakat verdiler. Bu olay tam ümitleri kırmışken alstON'ı buldular ve bu onların yeniden ümitlenmesini sağladı. Jameer, söylenildiğine göre sezonu kapatmıştı. Artık dümende Rafer vardı ve bençten gelip önemli katkı veren johnsON. İşler tıkırında gidiyordu. Zorlanılmasına rağmen Phila geçiliyor, ardından geçen senenin şampiyonu ama kanadı kırık bir şekilde karşısına çıkıyordu. Eksik ama seri 7. maça kadar gidiyordu. Doğu finalinde ise kimse Cavs'a rakip olamayacağını düşünüyordu. LeBron'un 2. maçtaki son saniye üçlüğü olmasa, o seri herkesin tahminlerinin çok çok ötesinde bitebilirdi.Magic'in final yolculuğu kısaca böyleydi. Şaşırtarak, sürpriz geri gelişlere imza atarak finale ulaşmışlardı. Finaldeki durum yine çok farklı değildi. Ancak yine bir sürpriz beklentisi de yok değildi artık. Bundan sonrası da malum ne oldu, nasıl geçti biliyoruz. Herhangi bir sürpriz de olmadı. İşin sürpriz kısmı başka yerlerden geldi.
Sezonu kapattı denilen nelsON bir anda hortladı. Evet sahadaydı ve oynuyordu. SVG nelsON-alstON dengesini kuramadığı gibi ihtiyaç anlarındaki oyuncusu johnsON'ı da unuttu hem de ne unutmak yokmuş gibi davrandı. Rafer'in ve Jameer'in'ın maç içindeki yanlış tercihleri bitmek bilmedi. Hatta kimi zaman Hido'yu gördük top getirirken, oyun kurarken. Bu demek oluyor ki "benim top getirecek adamım yok." Var da yok. Yok da varmış gibi davranıyorum.
Altı ay önceden "iyileşmez" denilen bir oyuncu iki ay önce iyileşince direk ona sarılmak niye? Hem de final serisi oynarken. Jameer sistemin önemli bir parçasıydı ama tam iyileşmemişken bu kadar uzun süre oynatmak ve Anthony'i unutmak. Olay Jameer'i ya da Rafer'ı yerden yere vurmak değil, SVG'nin rotasyonun içine çomak sokması, hem de baya büyük bir çomak sokması.
Herkes farkındadır ki Magic bu seriyi kazansa Hido finallerin MVP'si olacaktı. Daha yakın zamana kadar Hido'ya sinir olmuş olan ben bile Magic'in kazanmasını istemiştim. Fakat bahsettiğim dönemden bu yana Hido'daki değişim takdirlik. Onun sayesinde eğlenceli ve keyifli bir final serisi geçirdik. Sezar'ın hakkı da sezar'a. Lakers tüm seri boyunca çok iyi oynadı, oyundan düştüğü zamanlar oldu, yılmadılar; kötü oynadıkları zamanlar oldu, vazgeçmediler ve haklı bir şampiyonluk kazandılar.
* Rasim Başak'ın yaptığı, hakemin kararı tartışmaları arasında gümbürtüye gitmez umarım.
Etiketler:
Anthony Johnson,
Jameer Nelson,
NBA,
Orlando Magic,
Rafer Alston,
shiroi_ch
15 Haziran 2009
turka hidayet derken?

Hidayet Türkoğlu'nun başarılı olması tüm Türkiye'nin NBA'e olan ilgisini arttırdı. Şimdi Hido'yla ilgili haberler basında daha çok yer alıyor, insanlar maçları takip edip gelişmeleri ilgiyle izliyorlar.
Dün Anadolu Ajansı, AOL Fan House'ın NBA bölümünde yer alan blogu kaynak göstererek bir haber yapmış. Haberin orijinalini bu linkten bulabilirsiniz. Orada Magic CEO'su Bob Vander Weide'nin ağzından "Hido'yu tutmak için gerekirse lüks vergisi öderiz" sözünü vermişler. Fan House haberin orijinalinde, altında bilgi olarak "Orlando bu sene 71.1 milyon dolarlık lüks vergisi sınırının altında kalarak 68.7 milyon dolar ödüyor" yazmış.
Efendim, gelelim bu olayın canım basınımıza yansımasına. Hürriyet'in internet sitesi hurriyet.com.tr, haberi ’Turka Hidayet’ NBA’de 71 milyon dolara çıktı, ’en pahalı Türk sporcu’ oldu başlığıyla vermiş. Hürriyet'in internet sitesinin haberinde "Bu sezonki performansıyla NBA’e damgasını vuran, bir çok takımın transfer listesinin en tepesinde yer alan Türkoğlu için kulübü Orlando Magic, 5 yıllığına 71.15 milyon doları gözden çıkardı." yazıyor.
Haberin devamında şöyle bir bölüm var:
"Orlando Magic’in önereceği yeni sözleşmeyle Türkoğlu’nun eline yılda 13.5 milyon dolar geçecek. Bu ücret Türkoğlu’nun dünyada en fazla kazanan Türk sporcu yaparken, NBA’de de en fazla kazananlar arasına girecek."
Anladığınız üzere NBA'in en çok kazananlar listesine de bakmamış arkadaşlar. Neyse, haberin devamında şöyle de bir şey var:
"Orlanda Magic’in finallerdeki rakibi Los Angeles Lakers’ın yıldızı Kobe Bryant ise Hidayet Türkoğlu hakkında yaptığı açıklamada," Hido’nun performansı her geçen maçta daha da artıyor. Çok değerli bir oyuncu. Büyük bir yıldız. NBA’de layık olduğu zirveye geldi. Ben Lakers için neysem Hido’da Orlando için odur" yorumunda bulundu."
Şaka değil, bunu gerçekten yazmışlar. Ne araştırma, ne kaynak gösterme var. Nasılsa Hido da iyi oynuyor ya, yaz 71 milyon doları. Altına da Kobe'den açıklamalar döşe... Oooh! Kimse fark etmez, böyle de geçer ne de olsa.
Açıklamayı yapalım biz yine de.
1-) Turka diye bir lakabı yok Hido'nun, Orlando'ya geldiğinden bu yana "The Turk" diyorlar. "Sleepy face", "Mr. Fourth Quarter", "Michael Jordan of Turkey", "Turkey Glue" diğer lakapları. Ama kimse Turka demiyor. Turka ne zaten, İngilizce'de nasıl Turka dersin?
2-) 71 milyon dolar lüks vergisi sınırı. Yani bu sezon herhangi bir NBA takımının toplam oyuncu maaşı o sınırı geçerse, o sınırın üzerindeki meblağ için %100 vergi ödemek zorunda kalacak. Hido'nun beş yıllık anlaşmasıyla bir alakası yok anlayacağınız.
3-) Kobe'nin seri boyunca tüm basın toplantılarını takip ettim, Hidayet hakkında birkaç söz söylüyor ama, hiçbirinde "ben Lakers için neysem Hido da takımı için o" diye bir şey söylemedi.
Arkadaşlara hayatlarında başarılar diliyorum. Ancak böyle bir gazetecilik anlayışı kalmadı ülkede. Daha fazla okuyan, araştıran ve takip eden okuyucular var karşınızda. Zaman değişti.
Etiketler:
Emil Zatopek,
Hidayet Türkoğlu,
Hürriyet,
NBA,
Orlando Magic
12 Haziran 2009
lakers şampi...

Yazacak fazla bir şey yok aslında bu maçla ilgili.. Denver deplasmanındaki ilk maçın ilk yarısındaki rezalet oyundan sonra devre arasında yaşanan büyük hayal kırıklığı arkasından o maça benzer bir dönüş, şans faktörünün devreye girişi ve uzatmada maçı koparış.. İki berbat ilk yarıdan serinin kaderini belirleyen iki inanılmaz galibiyet çıkardı Lakers.. İlk 6 dakikada rakibe 6 boş üçlük imkanı veren, J.J. Redick ve Marcin Gortat'dan ikili oyun sonrasında Gortat üzerinden boş smaç yiyen paspas olmuş savunma ikinci yarıda nasıl geri döndü şu anda hiçbir şey bilmiyorum.. Tekrar izlemek gerek ama bir şeyler normal değildi bugün.. Kobe'nin Allen Iverson'culuk oynadığı, Pau Gasol'un yine Dwight tarafından fiziksel yönden ezildiği, Lamar Odom'un kenardan hiçbir şey vermediği bu maç 2 adama yazılır.. İkinci yarıda yanlış saymadıysam 16 sayı atan Trevor Ariza ve artık kendisine bir şey diyemeyeceğim, Robert Horry'nin bir boy küçüğü, büyük adam Derek Fisher.. Normal sezonda, play-off'un çok büyük bölümünde paspas olan adam finalde büyük toparlanma göstermişti zaten.. Bugün Lakers'ın şampiyonluk çekinin yarısını imzaladı tek başına..
Normal sürenin son 1 dakikasına 5 sayı önde girmişsiniz.. 3 sayıyken 2 faul kaçırıp son 5 saniyede beraberliğe geliyorsunuz.. Bu açık bir şekilde moral bozar.. Üstüne yetmiyor, aynı adamdan maç kafa kafaya giderken bir 3 daha yiyorsunuz.. Şans perileri bu sabah Lakers'ın yanındaydı.. Kobe'nin eğer bu maç alınacaksa bugün, kendisinin alması gerekirdi.. Beceremedi.. Sahneye Ariza ve Fisher çıktı.. Orlando'da Hidayet'e büyük yazık oldu.. Şu anda dünyanın en iyi 15-20 oyuncusundan biridir deyince 1-2 tepki gelmişti fazla dedin diye.. Ama bugün bir daha gösterdi onu.. NBA'in final serisinde şu topu oynayacak 10-15'ten fazla adam sayamazsınız.. 25 sayının, istatistik kağıdının dışında şeyler var Hidayet'ten sahaya yansıyan.. Çok daha saf basketbol yetenekleri şu oyunu oynayamaz bu seviyede..
Maçı neden Jameer Nelson'la bitirdi Orlando Magic anlamadım.. Ama Jameer'in büyük süreler aldığı 2 maçı da Lakers'ın kazandığı gerçeği bir kez daha gelecek Stan Van Gundy'nin önüne.. Bugünkü maç bu işin bitişidir nazarımda.. Buradan şampiyonluğu verecek takım, coach ve oyuncu zaten görünmesin kimsenin gözüne..
Fisher, bambaşkasın..
(İğrenç Türk basını klişesi başlık yüzünden herkesten özür diliyorum.. Yıllardır bu anı bekliyordum, fırsatı bulunca kullanıp rahatlamak istedim.. Teşekkürler, iyi sabahlar..)
Etiketler:
Los Angeles Lakers,
NBA,
Orlando Magic,
Parma Maniac
10 Haziran 2009
reebok yeme, dokanma dövmeme

Marcin "The Polish Hammer" Gortat'nın sağ alt baldırındaki Jordan Jumpman logosu dövmesi, Polonyalı pivotla sponsorluk anlaşması bulunan Reebok'a "batmış". Reebok yetkilileri Gortat'dan uzun çorap giyerek veya kozmetik kapatıcılar kullanarak Jordan dövmesini maçlar esnasında gizlemesini istemiş. Denyoluk ölçeğine göre Reebok'a 10 üzerinden 10 puan veriyoruz. Ulen adamın dövmesi olduğunu şimdi mi farkettiniz dududiller? Zaten Gortat da vermiş ağızlarının payını. "Reebok bana Jordan dövmemi gizletecek kadar çok para ödemiyor. O dövme 4-5 senedir orada, yeni mi farkına vardılar?”
Michel Jordan'ın yerinde olsam bu duruşu üzerine Gortat'nın alnından öper "nnnevladımmm" derim.
Ha bu arada dövmeyi yakından inceleyince dövmedeki Jordan mı değil mi onu da tam kestiremedim. Bira göbekli tıknaz bacaklı Jordan silüetiyle dövme yapan elemanı bizzat tebrik etmek isterim doğrusu.
Etiketler:
baycause,
Marcin Gortat,
NBA,
Orlando Magic,
Reebok
orlando 108-104 lakers

Rakibin en büyük ve pota altından üretim yapan tek silahının sadece 6 şut kullandığı bir günde, dış oyuncuların eline bakan bir duruma indirgenmiş rakibinizi %63'le hücum ettiriyorsanız savunma planınızda bir yanlış var demektir.. Bu ilk 2 maçta alttan geliyorum diyen bir hadiseydi.. Orlando'daki ilk maçta patladı.. Özellikle 4. çeyreğin başında Orlandolu topçuların üst üste buldukları birkaç balık basket şansın bugün yanlarında olduğunu düşündürebilir.. Buna kısmen katılmak da mümkündür.. Ama pota altı top kullanma yönünden bu kadar pasifken böyle bir yüzde varsa Lakers'ın savunma stilini gözden geçirmesi gerekiyor..
İlk yarı sona erdiğinde Orlando Magic'in saha içi isabet oranı %76'ydı.. Lakers ilk yarıda rakibinden toplam 9 şut fazla kullanmış, süper yıldızı da mükemmel bir çeyrek, gayet iyi bir devre geçirmişti.. Böyle bir ortamda Lakers'ın önde olmasını beklersiniz ama Orlando devreye 5 sayı üstün girdi.. Rakibin hücum silahına odaklanma, onu temel alan savunma sistemleri içine girme hep tartışılan bir konudur NBA'de.. Kobe Bryant, LeBron James gibi adamlara odaklanmak gerekli midir? Bu adamları durdurursanız, geri kalanı kısmen vasat olan takımları mağlup edebilir misiniz? Yoksa çevresindekilerin musluğunu kesip "Kobe tek başına ne yaparsa yapsın, diğerlerinden boş yemeyelim bu yeter." mi doğru olan mantıktır? Bunun net ve kesin bir cevabı yok.. Orlando, Cleveland serisinde LeBron'a odaklı başladı.. Diğerleri çatır çutur atınca daha ilk maçta işi değiştirdiler ve çevredekileri durdurarak konferans finallerine çıktılar belki de.. Ama bu Kobe'yi tamamen pasifize ederek Lakers'i eleyemeyeceğiniz anlamına gelmiyor.. Buradan Dwight Howard'a geleceğim tabii ki.. Lakers ve Phil Jackson'un Dwight'ı fazla merkeze aldıklarını düşünüyorum.. İlk maçta özellikle müthiş durdurdular diğer oyunculara boş şut imkanı vermelerine rağmen ama ikinci maç Rashard Lewis üzerinden çok net bir sinyaldi.. Almadı Lakers.. Bugün yine cezalandırıldılar.. 3 sayı yönünden çok iyi bir gece geçirmese de Orlando, anormal boş şut imkanı buldular.. Özellikle Rashard Lewis'in rakibin en etkili şutörü olarak bu kadar boş bırakılmasını, tabir-i caizse riske edilir gibi oynanmasını ben fazla anlamıyorum..
Dwight Howard 5 yıldır bu ligde oynuyor.. 5 yılda gereken hücum gelişimini sağlayamamış, özellikle son 1-2 yılında vasatın üstüne çıkan bir post up oyunu olmaması yönünden eleştirilmiş, bu yokken belirli bir orta mesafe şutu da yapamaması üzerinden vurulmuş, sayılarının çoğunu potaya dönük tamamlamalar ve hücum reboları üzerinden bulan müthiş bir atlet.. Bu sene belki de uzun zamandan beri ilk defa Cleveland karşısında ShaQ'lık yaptı ama sadece bir maç.. Korkutmalı mı? Evet.. Çok temele konmalı mı peki bu nedenle? Bence hayır.. D12 hala o olgunluğa kavuşabilmiş değil ve ben tek başına Lakers'ı final serisinde sürklase edebileceğini düşünmüyorum bu adamın.. Lakers'ın Orlando'da kalan iki maçta Dwight'ı biraz daha onu tutan oyuncularla başbaşa bırakıp, fazla faul almadan ve içeri bu kadar gömülmeden oynamayı denemesi gerekiyor bana kalırsa.. İlk 3 maç boyunca Orlando hücumu ve Lakers savunması bağlamında yapacağım ilk tespit budur benim.. Şutu en istikrarsız olan Rafer Alston dahil, hiçbir oyuncuyu riske etmeden Dwight'ın neler yapabileceğini test etmek gerekiyor.. Belki patlayabilir bu düşünce, belki tek çeyrek sonunda olmaz, tekrar dönülür bu yardımlı bir şekilde önden alındığı savunma planına.. Ama belirli bir süre denemek gerekiyor..

Kobe müthiş başladı, anormal soğudu sonra.. Nedenini anlayamadım fazla.. Kenarda çok oturdu desem değil.. Courtney Lee ilk defa bu kadar iyi iş çıkardı Kobe savunmasında, onun hakkını vermek gerekiyor fakat.. Gasol hücumda iyi, ribauntlarda çok pasifti.. D12 tarafından resmen ezildi fiziksel yönden.. İlk 2 maçtaki anormal eforu ve hücumda başarısıdan dolayı görmezden geliyoruz tabii.. Sezon boyunca saçmalayan ve batıran Fisher'a final serisinde bir şey olmuş gibi.. Hayretle izliyorum.. Keza Trevor Ali Rıza'ya bayılıyoruz.. Kötü atması önemli değildi bugün, karakteri yetti.. Orlando'da tam 5 oyuncu 18+ attı ve hepsi de %60'ın üstünde yaptı bu 18+'yı.. Böyle bir takıma karşı maçı son anlara götürmek bile büyük başarıdır bence.. Los Angeles Lakers tarafından işin optimist yönden bakılacak tek tarafı da, rakip böyle abuk bir hücum performansı gösterirken maçı son dakikaya kadar tutabilmek olmalıdır.. "Böyle atarken bile koparamıyoruz maçı." düşüncesini Orlando oyuncularının akıllarına düşürmeleri böyle bir kayıptan çıkan önemli bir psikolojik üstünlük olarak sahaya yansıyabilir diğer maçlarda..
Etiketler:
Los Angeles Lakers,
NBA,
Orlando Magic,
Parma Maniac
8 Haziran 2009
skip attı!
Jameer Nelson 2004 yılında draft edildiğinde onunla ilgili en çok merak edilen konu, kendisiyle aynı draftta seçilen ligin yeni süperstar adaylarından Dwight Howard'ın saha içinde ne kadar tamamlayıcısı olacağıydı... Nelson çaylak senesinde beklentilerin altında kalsa da 2. sezonunda yükselen formu ve güçlü fiziğiyle dikkatleri üzerine çekmeye başladı. Sonraki 2 sezon özellikle istikrarsız şutu sebebiyle büyük eleştiriler alsa da, bu sezon başından sakatlanıncaya kadarki bölümde takımın 2. skor opsiyonu olma konusunda ciddi aşama kaydetmiş ve hatta bu durum takımında başarısı göz önünde bulundurularak onun All-Star seçilmesinde büyük pay sahibi olmuştu.Jameer'in sakatlığı sonrası Orlando cephesi onun boşluğunu doldurabilmek için gerekli hamleyi yapıp, "T-Mac varsa 1. turu geçemeyiz" fikrini iyice benimseyen ve bu yüzden kendine kaçış planı arayan Rafer Alston'a imzayı attırdılar. Rafer'ın yapması gereken basitti. Superman'e doğru yerde pası ver, boş şutları kaçırma. Fakat belki de doğası gereği arka plandaki adam olmayı kabul edemediğinden, parke üzerinde de hep fazlasını yapmaya çalıştı ama bunların çoğunu eline yüzüne bulaştırdı.
Rafer "Skip 2 My Lou" Alston'a sokaktan "salona" girmesini kim tembihledi bilmiyorum ama keşke hep sokağın kralı olarak kalsaydın be abicim...
Etiketler:
HotSauce21,
NBA,
Orlando Magic,
Rafer Alston,
Skip to My Lou
2-0

Şu maçta bir tarafım ben ve o taraf bilindiği gibi Orlando Magic değil.. Hidayet'i zerre umursamadığımı daha önce söyledim fakat bu geceki mücadelesinden sonra insan garip hissedebiliyor yine.. Seri 2-0'a geldi, şampiyonluk kolaylandı.. Orlando'daki 3 maçtan çıkacak 1 galibiyet işi garantiye götürür.. 3 maç kaybedilse bile Lakers büyük bir şansı elinde tutmaya devam edecek.. O açıdan çok değerli bu galibiyet..
Orlando Magic'in ilk maçtan sonra farklı şeyler deneyeceğini biliyorduk.. Jameer Nelson'un süreleri biraz kısıldı, ilk maçta hiç oynamaması nedeniyle eleştirilen J.J. Redick'e rotasyonda önemli bir bölüm açıldı.. Dwight-Gortat-Battie üçlüsünden 2 oyuncu zaman zaman beraber yer aldı sahada.. Çift uzun dışında Orlando aslında fazla çıkmadı oyununun dışına.. Yine ilk hedef Dwight'a top geçirmek ve dışarı çıkan toplarda ekstra paslarla boş oyuncuyu bulup cezayı kesmek oldu.. İlk yarıda iki takımın da gösterdiği berbat hücum performansından sonra özellikle ikinci yarı iyi de yaptılar bunu.. İlk maçta bazı boşları sokamamıştı Orlando, bu maçta soktular.. Dwight'a çok doğru gömülerek yine iyi iş yaptı Lakers savunması ama Hedo ve Lewis sokmaya başladıktan sonra, özellikle Lewis'i çok gereksiz riske ettiler.. Orlando'dan maksimumu bu şutlarıyla alan Lewis 5 tane üçlüğünü bomboş atıp 34 sayıyı yolluyorsa finalde, işin o kısmında yanlış yapmış demektir Lakers..
Jameer Nelson eğer düzeldiyse imdat çıkışı olarak mutlaka yer almalı bench'te ama rotasyonun ana parçası olmasını çok anlamıyorum ben.. Rafer Alston'un ekstra kötü oyununda Jameer etkisi de var ve bu Orlando'yu da etkiliyor.. En basitinden Alston-Johnson'lı guard rotasyonunda sadece Alston topla oynamayı seven 1 numara olarak Orlando'nun oyununda Hedo üzerinden daha çok esneklik sağlanabiliyordu.. Anthony Johnson'un 10-15 dakikalık oyunda topa hükmetmeden işler yapması daha farklıydı Orlando için.. Rafer-Jameer'den oluşan 1 rotasyonunda mutlaka topla oynamayı seven bir PG'yle yer alıyor sahada Orlando..
Lakers'ta Kobe'nin bu kadar geri planda görünerek yaptığı 29-8-4 istatistiği en az 40-8-8 kadar değerliydi.. Yine çok olgun oynadı Kobetullah.. 7 top kaybı 8 asistin değerini düşürüyor ama karşı tarafta Dwight ve Hedo'nun kayıpları biraz olsun nötrledi.. Hakemlerin sonda yanlış çaldığı düdük dışında da kritik yerde değildi top kayıpları, o açıdan sevindirici.. Pau Gasol çok yürekli oynuyor bu play-off'larda.. Geçen sene Boston karşısında Ayşegül'e çıkardığımız adını tekrar Ahmet'e çevirmeyi başardı.. Erkek gibi duruyor Dwight'ın arkasında ki çok ters eşleşme kendisi için.. Drew'ün aldığı anlamsız faullerden sonra bugün biraz daha fazla içli dışlı oldu Dwight'la.. Çok beğendim ama ben.. Drew'e acil beyin nakli öneriyorum.. Off-season'un en önemli hamlelerinden biri olur Lakers için.. Yine Derek Fisher zannedersem play-off'un en karakterli topunu oynadı bu gece.. Bir molada takıma yaptığı konuşma da üstüne eklenince bu sene defalarca dalgaya aldığımız "Ayarcı 0.4" için tek maçla birlikte pozitif şeyler oluştu.. Kobe Hedo tarafından bloklandığı pozisyonda köşede bomboş kalan kendisini görse iyice efsaneleşebilirdi bu Fisher.. Kısmet tabii..
Hedo'nun LeBron karşısındaki hareketlerinden sonra Kobe'ye meydan okuması da müthişti.. Geldiği nokta hakikaten inanılmaz.. Yaptığı blok elbette ki değerli, ama tek pozisyon.. Eğer kazanılsa istatistik olarak da önemli olacaktı.. Ama mesela uzatmalarda 2-3 pozisyonda Kobe'ye yaptığı çok iyi savunma daha etkileyiciydi bence.. Bloktan sonra kızan Kobe'yi iki pozisyon dışında durdurmaya devam etti.. O 2 pozisyon belki maçı bitirdi ama 24'e karşı daha fazlasını yapamazsınız.. Müthiş bir karakterdi sahada gösterdiği.. Maçtan sonra Kobe'nin açıklamaları ve Jack Nicholson'un koluna girmiş görüntüleri net bir şekilde ortaya koyuyor zaten oyununu.. Şu anda açık ara en başarılı Türk sporcudur Hedo.. Onu da geçiyorum, NBA'in en iyi 15-20 oyuncusundan biridir.. Rüya gibi ama gerçek..
Son olarak hakemlere geleyim.. 2-3 pozisyon üzerinden Lakers'a vuruluyor, maç içinde daha önce eleştirdiğim Murat Kosova'nın inanamadığım sağduyusuna rağmen.. Önce Dwight'ın Kobe'ye yaptığı blokta Pietrus'un yaptığı net bir fauldur Kobe'ye.. Fotoğrafı şuradadır.. Kollarını Kobe'nin üzerine doğru indirip Kobe'nin sol koluna çok net temas yapmıştır.. Kaan Kural ben bir şey göremedim derken Kosova'nın sanki bir temas var deyişi çok duygulandırdı beni.. Tebrik ediyorum Murat Kosova'yı.. İkincisi Hedo'nun Ariza'ya yaptığı hareket net bir hücum fauldur.. Buna çalınacaksa her maç 20 tane hücum faul çıkar doğru yaklaşım değil.. Göğüse dirseği çakıp oyuncu yere yıkılıyorsa (ki kimse Ariza'nın kendisini yere attığını iddia edemez) çalarlar düdüğü.. O dirseği adamın etrafında dönerken çengel yapmayı bile affetmiyorsa hakemler, göğüse vurunca hiç affetmezler.. Kusura bakmasın kimse.. Hakemler ilk 2 maçta çift taraflı saçmalamalar içine bütün play-off'larda olduğu gibi girseler de, denge anlamında oldukça iyi gidiyorlar.. Bunu bozmasınlar yeter, zira bu kadar kötü hakemlerin iyi maç yönetmesini ben artık beklemiyorum.. NBA'de görev yapan hakemlerin yarısını sokakta 4'e 4 tek pota yaparken düdük çalsınlar diye almam ben.. Öyle bir rezalete doğru gidiyor burada düdükler.. Bu da başka bir yazının konusu olsun zaten..
Etiketler:
Los Angeles Lakers,
NBA,
Orlando Magic,
Parma Maniac
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)