Gilberto etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gilberto etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Eylül 2009

ilk tur


Gilberto, ilk tur maçlarını değerlendirdi...

Hepinizin bildiği üzere ilk üç maçı kazanarak bir üst gruba lider olarak gitme avantajını yakaladık. Ayrıca özellikle Polonya maçındaki fark averaj avantajını da bize getirdi. Bu gruptan üçte üç ile çıkmak beklediğim bir şeydi. Bunu tarihimizde ilk kez başarabiliyor olmamız ayrı bir konu ancak bu grupta doğal olan zaten bunu başarmamızdı. Takım da bunu gerçekleştirdi.

Esas önemli olan ve beni mutlu eden yan ise bu üç galibiyetin alınış şekliydi. Gümüş madalya aldığımız 2001’deki turnuva dahil –ki o turnuvayı Euro 2008’e ve orada aldığımız üçüncülüğe benzetirim– böyle kendinden emin, sahada ne yapacağını bilen ve onu rahatlıkla yapan bir takım görmemiştim. Özellikle Polonya maçında üçüncü çeyrekte Polonya seyircisiyle birlikte coşup farkı altı sayıya kadar indirdiğinde oyundan kopmayan ve soğukkanlı bir biçimde doğruları yapmaya devam eden bu takım alkışı sonuna kadar hakediyor. Semih dışında tüm takım formda ve görevini yerine getiriyor ama bana kalırsa bu turnuvanın en formda ismi Tanjevic. Şu ana kadar maçlara hazırlanışı ve maç içerisindeki hamleleriyle neden Avrupa’nın en önemli koçlarından birisi olduğunu kanıtladı. Özellikle önde olmamıza rağmen Bulgaristan maçının ilk çeyreğinde molalarla maça vurdu damga harikaydı. Ayrıca uyguladığı rotasyon ile de hem ileriki turda ihtiyaç duyabileceği Semih ve Barış Hersek’i turnuvaya ısındırdı, hem de Ersan ve Hidayet’in çok yıpranmasını önledi.

Umarım bu doğru oyuna devam ederiz ve İspanya maçı için şimdiden duyduğum yüksek heyecan turnuva sonuna kadar devam eder.

17 Ağustos 2009

gülşah ve selçuk


Selçuk(Gilberto) ve Gülşah çifti geçtiğimiz pazar günü yaptıkları düğünle dünya evine girdi. Her ikisine de tebrik eder, mutluluklar dileriz.

22 Temmuz 2009

olimpiyat ruhu

Pek çok kişi biliyordur bu hikayeyi ama bu güzel adamı tekrar hatırlatmak, bilmeyenlere de tanıtmak istedim. Bahsedeceğim kişi Eric Moussambani. Ekvatoryal Gine'li ve lakabı 'yılan balığı' olan bir yüzücü. 2000 Sydney Olimpiyatları öncesi antreman için yeterli bütçesi olmayan gelişmekte olan ülkelere verilen wild cardlardan birisi yüzmede 100 metre serbestte Ekvatoryal Gine'ye veriliyor. Bu göreve yüzmeyi Olimpiyatlar'dan sadece 8 ay önce öğrenen Moussambani seçiliyor. Olimpiyatlar'a gelene kadar olimpik boyutlarda bir havuz görmeyen ve Malabo'da bi otelin 20 metrelik havuzunda yarışan Eric the Eel seçmelerde 3 kişilik bir gruba düştü. Bu gruptaki diğer iki yüzücü Karim Bare ve Farkhod Oripov hatalı çıkış sonrası diskalifiye olunca tek başına yüzdü. İzleyicilerin büyük kısmı başta gülerlerken daha sonra bu koca yürekli adamı ayakta alkışladılar. 1:52,72'lik bir dereceyle -ki ülke rekoruna imza attı- 200 metre dünya rekorundan bile daha kötü bir dereceye sahip olsa da adını çoktan Olimpiyat efsaneleri arasına yazdırdı. Yarış sonrası yaptığı 'son 15 metrede çok zorlandım' açıklaması ise nazarımda bir sporcunun yaptığı en müthiş açıklamalardandır.

Merak edenler varsa Eric Moussambani 2004 Atina Olimpiyatları öncesi kendini çok geliştirdi ve 100 metreyi 57 saniyenin altında yüzmeye başladı. Ancak pasaportundaki ve başvuru formundaki bir fotoğraf sorunu sebebiyle Olimpiyatlar'a katılamayarak hayranlarını üzdü. Bu yazıyı yine Moussambani'den güzel bir söz ile ve o yarışın videosu ile bitireyim.

"While winning a medal is great, just entering, competing, and finishing is itself a victory"

28 Haziran 2009

beşinci sıra seçimleri


Bilenler bilir Washington Wizards taraftarıyım. Koca draft geldi geçti en ufak oyuncu araştırmasına falan girmedim. Çünkü biliyordum ki takım hakkımızı takas edecek. Bu draftta almayı düşündüğümüz tek adam Blake Griffin olabilirdi ancak onu almak için de sıramız yetmedi.

Muhtemelen lottery yapılır yapılmaz takas görüşmelerine başladık ve sonucunda da bize en uygun teklifi değerlendirdik. Sahip olduğumuz çekirdek kadro yaşları ve kontratları itibariyle çok fazla bekleyemeyecek bir kadro. Bize hemen katkı verecek isimler lazımdı, biz de beşinci sıra karşılığı oldukça iyi isimlerle bu açığı güzel kapattık. Açıkçası draft sonrası da takıma ne zaman katılacağı belli olmayan Rubio karşılığı Mike Miller + Foye deseler hayır demezdim. Bu takımın ihtiyacı veteran katkıydı o da geldi. Drafttan genç bir uzun adayı gelebilirdi ki takımda bundan fazlasıyla var. Ayrıca Etan-Brandon kavgalarından da gına gelmişti.

Sonuç olarak daha önce beşinci sırayı takasa ekleyip Stackhouse + 5 for Jamison yapmıştık. Şimdi de beşinci sıranın karşılığını güzel aldık. İnşallah Jamison kadar başarılı olur bu takas da.

20 Haziran 2009

masum değiliz hiçbirimiz


Gerek fırsat olmamasından, gerek de atılan adımları görmek adına bekledim serinin son maçı ve geneli hakkında yazmak için. Son maçın sonunda olanları anlatmaya gerek yok, herkes yeterince yazdı çizdi ki tekrar gibi olacak ama burada yazılanların hepsinin altına imzamı atarım. Olayları izlerken utandım. Fakat salı gününden bu yana olanları gördükçe daha da utanıyorum. Bir kez daha sorun görmezden geliniyor ki böylece sorun olmadığı kanısına varıyorlar sanırım. Ancak sorun var. Hem de büyük bir sorun var ve bu sorunun oluşmasında herkesin parmağı var.

Maçtan sonra "Fenerbahçe Ülker bu ligde nasıl oynayacak" diye feryat eden Ergin Ataman'ın serinin başından beri masum olmadığını biliyoruz. Son maçta her faulunden sonra özür dileyip saç okşayan Kaya Peker'in de seri boyunca neler yaptığını biliyoruz. Maç sonrası taraftarları sakinleştirmeye çalışan Ali Koç'un seri boyunca neler yaptığını biliyoruz. Tahrik edildik kelimesi gerçekten çok komik kalıyor şu olaylara, özellikle serinin belki de en sakin maçı sonrası.

Her iki ekibin de yönetimi, oyuncuları, teknik ekibi ve Fenerbahçe Ülker taraftarı tüm bu olaylardan sorumludur. Doğal olarak Fenerbahçe Ülker daha da sorumludur ve umarım alabilecekleri en yüksek cezayı alırlar. Ancak bu filmin baş sorumlusu yönetmenidir. Kriz ancak bu kadar kötü yönetilebilirdi sanırım. Gerçi ortada yönetilen pek bir şey yoktu. 5. maçın sonundaki olaylar iyi okunabilse son maçta böyle şeyler olmayabilirdi ama verilen kararlara bakılırsa federasyona göre 5. maçta Rasim'in masa tekmelemesi dışında hiçbir şey olmamıştı. Seri boyunca her maç bir adım öteye ilerleyen gerginlik de bir türlü engellenmeyince çığ olup basketbol dünyasının üzerine çöktü.

Bundan ders alması gereken federasyondan hâlâ net bir açıklama yok. Muhtemelen Türkiye'deki balık hafızalıktan faydalanıp sessiz kalarak unutturmaya çalışıyorlar. Sonrasında da serinin son maçı öncesi olduğu gibi göstermelik cezalar açıklanacak ve görevimizi yaptık diyecekler. Ancak ortada büyük bir utanç lekesi kalacak ve bu leke de temizlenmediği sürece daha da yayılacak.

15 Haziran 2009

yorum farkı

Final serisinde basketbol kalitesi çok üst düzey olmasa da, mücadele düzeyi ve heyecan gittikçe artıyor. Bu son maçta en üst seviyeye çıkan şey ise gerginlik oldu. Maç içerisindeki mücadeleyi ve koçların karşılıklı hamlelerini izlemek keyif verici. Ancak sondaki olaylar yakışmadı.

Fenerbahçe Ülker'li oyuncuların itirazlarını ve tepkilerini vandal bir biçimde göstermeleri çok çirkindi. Bunları tasvip etmek mümkün değil. Özellikle Rasim Başak'ın bu takımda yeri olmadığını bir kez daha kanıtladı bu maç. Taraftarların en ufak olayda 'tahrik olduk' bahanesine sığınıp sahayıp şişeye boğmaları akıl alır gibi değil.

Maçla ilgili yazıları Kerem ve Muyu gayet güzel şekilde yazmışlar, onlara eklenecek fazlaca bir şey yok. Benim yazmak istediğim konu maçın kaderini çizen ve olayların fitilini ateşleyen pozsiyon hakkında. Öncelikle pozisyon net olarak faul, o su götürmez. Ayrıca yukarıda da dediğim gibi sonrasında gelişen olayların hiçbir şekilde mantıklı açıklaması yok ve umarım bu olaylara karışan herkes alabileceği en büyük cezaları alır. Pozisyon için Nur Germen "top oyuna girmeden yapılan tüm fauller sportmenlik dışı olur" dediğinde şaşırdım çünkü bu kuralın bu kadar katı olması garip geldi.

FIBA'nın sitesinde kurallara baktığımda ise bu kuralın Nur Germen'in dediği gibi olduğunu gördüm.

STATEMENT

When the ball is out-of-bounds for a throw-in and is still in the hands of the official or is already at the disposal of the thrower-in and at that moment a defensive player on the court causes contact with a player of the team of the thrower-in also on the court and the foul is called, this shall be judged as unsportsmanlike.

Ancak bu kuralın hemen altındaki örnek kuralın açılımını biraz daha iyi gösteriyor.

Example 1:A4 has the ball in his hands or at his disposal for a throw-in when B5 causes contact with A5 and a foul is called on B5.

Interpretation: Because B5 is obviously not making any effort to play the ball and an unsportsmanlike advantage is gained by not allowing the game clock to restart. An unsportsmanlike foul must be called without a warning being given.

Örnekteki faulun sportmenlik dışı olarak çalınmasının açıklamasında faulu yapan oyuncunun bundan sportmenliğe aykırı bir avantaj elde etmesi. Ancak bu maçtaki pozisyonda öyle bir durum olduğunu düşünmüyorum. Fatih Söylemezoğlu bu yorum hakkını kullanarak pozisyonu normal faul olarak değerlendirebilirdi -ki bence iyi hakemlik bu yorumları yapabilmeyi gerektirir- ancak o kuralcılıktan yana davrandı ve sportmenlik dışı faul çaldı.

Son olarak taraftarlar, yöneticiler, Mirsad, Rasim ve Kaya. Bu hareketleriniz spora hiç yakışmıyor.